Emotie en geruststellingEmotion and reassurance
Bu ünite ne öğretiyor
zou — bir adım daha kibar
zou, dilinizde zaten olan koşul kipi (conditional) ile aynı işlevi görür: bir isteği, karşı tarafın reddedebileceği bir teklife dönüştürür. Duygusal bir konuşmada bu fark her şeydir — hasta, hiçbir şeye hâkim olmadığı bir anda bir şeylere hâkim kalır.
Zou u willen dat ik iemand bel?
Ik zou u graag meer vertellen.
Zou u hier willen wachten?als — bir koşul, bir vaat değil
13. ünitedeki als cümlesi burada farklı bir iş için geri döner: sonucu bilmediğiniz bir şeyi vaat etmeden, kontrol edebildiğiniz şeylere (ulaşılabilir olmak, geri gelmek, sonucu birlikte incelemek) taahhüt etmenizi sağlar. Ne olacağını değil, ne yapacağınızı söyleyin.
Als er iets verandert, belt u ons.
Als u wilt, kom ik morgen weer langs.
Als de uitslag er is, bespreken wij hem samen.Söylenecek bir şey yokken ne söylemeli
Beş cümle, bütün olarak öğrenilir. Bu ünitedeki görev sorunu çözmek değildir — çoğu zaman bunu yapamazsınız — ama boş olmayan bir şekilde yanıt vermektir. Sonuncusuna dikkat edin: sahip olmadığınız bir gerçekle asla teselli etmeyin. Henüz bilmediğimi söylemek ve orada kalmak işe yarar; sahte bir vaat güveni kalıcı olarak bitirir.
Ik begrijp dat u bang bent.
Dat is heel begrijpelijk.
Wij hebben geen haast.
U staat er niet alleen voor.
Ik weet het nog niet zeker.Metinden
Ik ben bang, dokter.
Doktor, çok korkuyorum.
Ünitenin kelimeleri (47 kelime)
| Felemenkçe | Anlamı |
|---|---|
| bang | korku duymak |
| de angst | korku |
| ongerust | endişeli |
| geruststellen | rahatlatmak |
| gerust | rahat |
| de geruststelling | rahatlık |
| meeleven | empati kurmak |
| het medeleven | empati |
| begrijpelijk | anlaşılır |
| huilen | ağlamak |
| de traan | gözyaşı |
| verdrietig | üzgün |
| het verdriet | hüzün |
| troosten | teselli etmek |
| boos | kızgın |
| kwaad | öfkün |
| zich schamen | utanç duymak |
| schrikken | şok olmak |
| de schrik | şok |
| sterven | ölmek |
| overlijden | hayatını kaybetmek |
| het nieuws | haber |
| slecht nieuws | kötü haber |
| eerlijk | dürüst |
| de waarheid | gerçek |
| de haast | acele |
| opluchten | rahatlamak |
| opgelucht | rahatlamış |
| houden | dayanamak |
| volhouden | dayanmak |
| steunen | desteklemek |
| de steun | destek |
| erbij zijn | orada olmak |
| alleen | yalnız |
| samen | birlikte |
| halen | getirmek |
| zou | -r mısınız (kibar) |
| zullen | yapmak (öneri) |
| hoeven | gerek duymak |
| mogen | izinli olmak |
| meer | daha fazla |
| de dochter | kız |
| de zoon | oğul |
| donderdag | Perşembe |
| dag en nacht | gündüz ve gece |
| langskomen | ziyaret etmek |
| veranderen | değiştirmek |
İlk ünite ücretsiz, hesap gerekmez.
Kursu aç